Sosyal Anksiyete: İnsanlar Arasında Kaygıyla Yaşamak
Nasıl Başa Çıkılır ve Yönlendirilir
Tahmini okuma süresi: 2 dakika.
Tüm hakları saklıdır. © Ruhen.

Kaynak: Anton Ivanov/Pexels
Hepimiz bir sunum yaparken, topluluk önünde konuşurken ya da yeni insanlarla tanışırken az ya da çok kaygılanırız. Bu oldukça insani bir durumdur. Ancak bazılarımız için bu gerginlik, kısa süreli ve kontrol altına alınabilir bir histen öteye geçebilir ve sosyal ortamlar sürekli olarak tehdit olarak algılanır.
Sosyal anksiyete, kişinin başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme korkusuyla belirli ortamlardan kaçınmasına veya bu ortamlarda yoğun kaygı yaşamasına neden olur. “Ya rezil olursam?”, “Ya yanlış bir şey söylersem?”, “Ya insanlar beni tuhaf bulursa?” gibi düşünceler zihinde tekrar eder durur. Zamanla bu düşünceler kişinin günlük yaşamını şekillendirir; sohbetlere katılmamak, topluluk önünde konuşmaktan kaçınmak, hatta bazı durumlarda dışarı çıkmamayı tercih etmek bile bu kaygının bir sonucu olabilir.
Sosyal Kaygı ve Evrimsel Psikoloji
İnsanın doğasında sosyal olma ihtiyacı vardır. Evrimsel psikolojiye göre, sosyal olarak kabul görmek ve bir grubun parçası olmak hayatta kalmamız için kritikti. Dışlanmak ise hayatta kalma ihtimalimizi düşürürdü. Bu durum sonucu insanlar uzun yıllar boyunca bir sosyal ortam içerisinde var olmak için hem biyolojik hem de kültürel olarak birçok mekanizma geliştirdiler. Bu durum gösteriyor ki, bir sosyal ortam içerisinde duyduğumuz olumlu ve olumsuz duyguların tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Sosyal ortamlar içerisinde, mutluluk, üzüntü, heyecan, korku ve yalnızlık gibi duygular hep vardı ve insanlık var olduğu sürece var olmaya devam edecektir.
Sosyal Kaygı Döngüsü
Sosyal anksiyetesi olan bireyler çoğunlukla başkalarının gözünde hata yapmaktan son derece endişelenirler. Küçük bir dil sürçmesi, elinin titremesi veya sesinin çatallanması bile sosyal kaygı yavşanlar için utanç verici ve küçük düşürücü bir durum gibi hissedilebilir. Oysa çevresindeki insanlar bu durumları çoğu zaman fark etmez bile. Sosyal anksiyeteyi sürdüren temel dinamiklerden biri de tam olarak budur; kişinin kendi iç dünyasında büyüttüğü kaygının, dış dünyanın tepkisinden çok daha güçlü olması.
Sosyal Ortamlardan Kaçmak
Sosyal kaygı yaşayan insanlar genellikle kaçınma davranışında bulunur. Onlar için kalabalık bir ortamda fikrini belirtmenin, insanlar ile göz teması kurmanın ya da bir sohbeti devam ettirmenin yaratacağı kaygıdansa, tek başına olmak daha konforludur. Bu kaçınma davranışı kaygıyı besleyen bir döngüye dönüşebilir. Sosyal ortamlar ile yüzleşmedikçe, sosyalleşmeye dair kaygılar daha da büyür ve bireyin zihninde farklı bir hal alır. Sosyalleşmeye dair gerçeklikten uzak tutumlar ya da inançlar besleyip, bu döngüyü daha da besler bir hale gelebilir.
Sürece Güven ve Destek
Günlük yaşamınızı olumsuz etkileyen duygular ya da durumlar hakkında desteğe ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız bir psikolog ya da psikiyatristten destek almak faydalı olabilir. Profesyonel dokunuş, değişim sürecini daha sağlıklı ve güvenli bir şekilde yönetmenize yardımcı olur; çünkü bu yolculuk, tek başına yürümek zorunda olduğunuz bir yol değildir. Unutulmamalıdır ki, bu yazı yalnızca farkındalık kazandırmayı amaçlamaktadır ve herhangi bir tanı veya tedavi niteliği ya da iddiası taşımaz.
Ruhen'de Daha Fazla
Ön sevişme, cinsel ilişkinin doğal ve keyifli bir parçasıdır. Bu bölümde, önemini ve etkilerini inceleyeceğiz.
Kendi kendimizi neden bu kadar acımasızca yargılıyoruz? ... Çünkü o iç sesin, düşündüğünüzden...
Depresyon, yalnızca ruh halini değil bedenin enerjisini de tüketebilir. Bu yazıda, zihinsel ve fiziksel yorgun...
Belki huzuru dışarıda arıyoruz, oysa ipuçları çok daha yakınımızda olabilir. İç dünyamızla çevremiz arasındaki denge, dingin....
Bir sohbetin, samimi bir gülüşün ya da basit bir dokunuşun ruh halimizi nasıl değiştiriğini hiç fark ettiniz...
Öfke, kaosa sürükleyen bir fırtına da olabilir, bizi koruyan bir kalkan da. Seçim, onu nasıl yönettiğimizde saklıdır. Peki siz öfkenizi nasıl yönet...
Hayatın içerisinde çok olağan bir şekilde var oluruz ve nelere sahip olduğumuzu unutabiliriz. Çevreniz ve ke...
Sürekli kaygı, zihnin arka planında işleyen görünmez bir baskı olabilir. Bu yazıda, bu deneyimin ardındaki ...








